Pazartesi

Yerin Kulağı Var

Yazdıklarını değerli görüp daha fazla okunmalarını istediğim, dile getirdiğim bazı insanların girdikleri tüm ortamlarda beni al-aşağı etmelerine şaşırdım doğrusu. Neden? Bir insan, kendisine herhangi bir zararlı hamlede bulunmayan, bilakis tarafından yüceltildiği birini neden kötüler ki? Bir yazarın ortaya çıkardığı eseri beğenmiyorsanız okumazsınız olur biter. Bu neyin korkusu ya da nefreti?

Hakikaten çok garip. Ama insan su misali. Hangi duyguyu beslemek isterseniz o kanalın içinde seyre çıkıyorsunuz.
Yazdıklarımın küçümsenir seviyede olduğunu düşünmüyorum. Tam tersi, çoğu kişiye ilham olduğumu görüyor ve bundan büyük keyif alıyorum.

Derdim sadece anlatmak, dertleşmek. Buna müsaade eden insanlar olduğu sürece de bu böyle devam eder. Nefret kuyusunun içine düşmeyeceğim. Herhangi bir zararım olmadığı halde benim için o kuyuya düşenlere de elimden üzülmekten başka bir şey gelmiyor maalesef.
Hayatın bir kısmı yazı yazmaksa geri kalanı o hayatı yaşamak. Benim penceremin manzarası bu şekilde. "Ortada bir pasta var" düşüncesiyle beşeri ilişkilerini birilerinin üzerine basarak geliştirenlere kolaylıklar dilerim.

O masanın başında hiç olmayacağım.

Bu ve bunun gibi durumlardan yola çıkarak hikaye yazmak bana daha büyük bir keyif veriyor.
İlham olanlara şimdiden teşekkürler.

Ve üzgünüm, size artık "Saygılar" diyemeyeceğim.