Salı

Hüseyin Kaplan'ın 08.05.2017 tarihli İletisi



"Bilimsel deneylerde, bir deney grubu ve bir kontrol grubu vardır bilirsiniz. Ayrıca bağımlı değişken ve bağımsız değişken. Laboratuvar ortamında her şey kontrolümüz altındayken yaptığımız deneylerden çıkarımlar yapmak ve "hakikat budur" diye yorumlamak ne keyifli bir meşguliyet.


Amma velâkin hayat hiç de böyle değil. Bu dünyada bağımlı ve bağımsız değişkenlerin dışında bir de "kontrol edilemeyen değişkenler" var ki bilim bundan bahsetmiyor. Cern Enstitüsü kontrol edemediği değişkenlerden dolayı 'Higs bozonu deneyi'ni tamamlayamıyor.

Sosyal bilimler de böylesi durumlarla karşılaşıyor halbuki. "Hayatta ve tarihte boşluk yoktur" deyip uydurduğun şeyleri mantığa bürüyüp onları bilim diye yutturmak zor değil. T. Khun'a göre "bilim" denilen iş, bilim adamlarının meşguliyetinden başka bir şey değildir.

İnsanlar arası ilişkilerde ve akademik dünyada kontrol edilebilir kimseler makbuldür. Kontrol edilemez aykırılar akademik dünyaya alınmazlar ya da tasfiye edilirler. İlk örnek Bilge Karasu, diğeri Ulus Baker ve Oruç Aruoba (ki hepsinin adlarını saymaya kalksam bir kitap yazarım).

Devletin akademiyi ele geçirmesi ve kadroları memur yapması düşünce dünyasına vurulmuş ağır bir darbedir. Bruno'yu yakanlar, Galile'yi yargılayanlar bugün akademiyi yöneten ve kontrol eden Ortaçağ kardinalleridir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder