Cuma


...

Zamanın eteklerinden çekiştirip kendi mahremini örtmeye çalışmaktan yorulmadın mı?

Kendine olan sadakatini başkasında sınarken, kayıtsız teslimiyetle aynaları kapatarak yok olmadın mı?

Acı' denilen şey beyninin içinde gezintiye çıkmışken ayıpmış gibi onu inkar etmekten utanmadın mı?

Sana ithaf edilmiş bir intikam gibi plastik bir saygınlıkla karşına dikilen yapay suretlerden, rengarenk boyaların ardına gizlenen mezarlık müzelerinden, kucaklamaya çalıştığında canını acıtan teneke gölgelerden, maskesini indirdiğinde yüzü olmayan etsiz silüetlerden, çok aydınlıkta ve çok karanlıkta saydamlaşan bünyelerden... sıkılmadın mı?


Bir adım atarsan diğer ayağın ona eşlik eder. Düşene kadar uçuruma yürüdüğünü bilmeyeceksin. Çarpana kadar düştüğünü, ölene kadar yaşadığını... Kendi kafatasında çiçekler yetiştiren iyi kalpli bir cellat gibi davranmaktan vazgeç ve hatalarını düzeltmeye başla. Yoksa çürümüşlüğünü bir ilah bilip topraklarını tavaf etmeye başlayacağım ve vakit gece yarısı.


Dün için artık çok geç, yarın içinse çok erken: Bağışla.






Baykuş Nöbeti / Sevim Demiröz

(Azra'nın Canan'a mektubu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder